Kapat!



Piaget’nin Zihinsel GeliÅŸim Kuramı

word dosyasını indir Full

Jean Piaget Kimdir?

Jean Piaget’nin uzun süren yaÅŸamı, psikoloji bilimine getirdiÄŸi önemli katkıları ve bilimsel çalışmaları kısaca şöyle özetlenebilir (Boeree, 2002; Qayumi, 2001:63-65; Bower, 2002; Smith, 1993:1-8; Eggen ve Kauchak, 2001:34; Peterson ve Collins, 1986):

Jean Piaget, 9 AÄŸustos 1896′da İsviçre’nin Neuchatel ÅŸehrinde doÄŸdu. Babası Arthur Piaget, OrtaçaÄŸ tarihi profesörüydü. Annesi Rebecca Jackson, zeki ve enerjik biriydi. Piaget’nin gözünde bir parça nörotik olan annesi, psikolojiyle ilgilenmesinde önemli bir etkiye sahip olmuÅŸtu. Ailenin en büyük çocuÄŸu olan Piaget, bağımsız bir kiÅŸiliÄŸe sahipti ve erken yaÅŸlarda doÄŸaya ilgi göstermeye baÅŸlamıştı özellikle de deniz kabuÄŸu toplamayı seviyordu. Bir albino serçesine iliÅŸkin gözlemlerini anlattığı bir sayfalık ilk yazısını henüz 10 yaşındayken yayınladı. Piaget, lisede en çok sevdiÄŸi konu olan yumuÅŸakçalar hakkında da yazarak yazı deneyimlerini sürdürdü. Neuchetal DoÄŸal Tarih Müzesi’nin yöneticisi Mr. Godel ile birlikte part time çalışıyordu. YumuÅŸakçalarla ilgili çalışmaları Avrupa’daki öğrenciler arasında çok iyi bilinir oldu. O’nun erken yaÅŸlarda edindiÄŸi bu bilim deneyimleri, onu felsefeden uzak tutmuÅŸtu. Annesinin cesaretlendirmesiyle din eÄŸitimi aldı ancak aradığını tam olarak bulamamıştı. ÇeÅŸitli filozoflarla çalıştıktan sonra, kendisini bilginin biyolojik bir açıklamasını yapmaya adadı. Sonuç olarak, araÅŸtırmasında felsefe kendisine yardımcı olamamıştı. Bu nedenle, psikolojiye geri döndü.

Liseden sonra Neuchatel Üniversitesi’ne devam etti. YoÄŸun çalışmaları sonunda hasta oldu ve iyileÅŸmek üzere bir yıl çalışmalara ara verdi. Neuchatel’e geri döndüğünde, kendi felsefesini yazmaya karar verdi. Çalışmalarının bütününde dikkat çeken temel bir noktayı merkeze aldı: “YaÅŸamın her alanında (organik, zihinsel ve sosyal), kendilerini oluÅŸturan parçalarından niteliksel olarak farklı ve parçalarına bir organizasyon saÄŸlayan bütünsellikler vardır.” Bu prensip, Gestaltçılar, Sistem Kuramcıları ve diÄŸerlerinde olduÄŸu gibi Piaget’nin yapısalcı felsefesinin temelini biçimlendirmiÅŸtir.

1918′de, 22 yaşına geldiÄŸinde Neuchatel Üniversitesi’nin DoÄŸal Bilimler alanında doktora derecesini aldı. Bir yıl boyunca Zürih’te psikoloji laboratuarlarında ve Bleuler’in ünlü psikiyatrik kliniÄŸinde çalıştı. Bu süre içinde, Freud, Jung ve diÄŸerlerinin çalışmalarıyla tanıştı. İsviçre’de doktorasını tamamladıktan sonra Fransa’ya gitti. 1919′da, Paris Sorbonne’da psikoloji ve felsefe dersleri verdi. Burada yaklaşık bir yıl boyunca psiko-analitik ve psikoloji laboratuarlarında çalıştı. Daha sonra Alfred Binet ve De Simon’un kurdukları bir laboratuarda çalıştı ve burada zeka testlerine yönelik araÅŸtırmalar yaptı. Piaget, zeka testlerinin “doÄŸru-yanlış” biçimini kabul etmedi ve çocuklarla görüşmeler yapmaya baÅŸladı. Çocuklarla görüşmeleri sırasında psikiyatrik teknikler kullanıyordu. BaÅŸka bir ifadeyle, çocukların nasıl düşündüklerini araÅŸtırmaya baÅŸladı.

1921′de, zeka psikolojisi konusunda ilk makalesini yayınladı. Aynı yıl, Geneva’daki J. J. Rousseau Kurumu’nda görev aldı. Burada, öğrencileriyle birlikte ilkokul çağı çocuklarının düşünme biçimlerine iliÅŸkin çalışmalar yaptı. Bu araÅŸtırma, onun çocuk psikolojisi hakkında yazdığı ilk beÅŸ kitabını oluÅŸturdu. Çalışmaları, yoÄŸun bir destek gördü. 1923′te, beraber çalıştığı öğrencilerinden Valentine Chatenay ile evlendi. 1925′te, ilk kızları doÄŸdu. 1927′de ikinci kız çocuÄŸu ve 1931′de tek erkek çocuÄŸu dünyaya geldi. Piaget ve eÅŸi, çocuklarını yoÄŸun bir gözlem altına aldılar. Bu araÅŸtırmalarını da üç kitap halinde yayınladılar.

1929′da, Piaget, UNESCO’nun iÅŸbirliÄŸiyle Uluslararası EÄŸitim Kurumu’nda yönetici olarak çalışmaya baÅŸladı. 1940′da Deneysel Psikoloji baÅŸkanı, psikoloji laboratuarının yöneticisi ve İsviçre Psikoloji TopluluÄŸunun baÅŸkanı oldu. 1942′de, Fransa’da Nazi istilası sırasında, Fransa Koleji’nde çeÅŸitli dersler verdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, UNESCO’nun İsviçre Komisyonu baÅŸkanı oldu. Bu süre içinde, pek çok onur ödülü aldı. 1949 ve 1950′de “Genetik Epistemolojiye GiriÅŸ” (Introduction to Genetic Epistemology) adıyla kendi sentezlerini yayınladı. 1952′de, Sorbonne’da profesör oldu. 1955′te, yaÅŸamının geri kalan kısmını yöneticisi olarak geçirdiÄŸi Uluslararası Genetik Epistemoloji Merkezi’ni kurdu. 1956′da Geneva Üniversitesi, Bilimler Okulu’nu kurdu. Uzun bir süre genel yapı kuramıyla çalışmaya ve psikolojik çalışmalarını biyolojiyle desteklemeye devam etti. UNESCO’nun İsviçre temsilcisi olarak kamu hizmetini sürdürdü. Piaget, hayatı boyunca 60′ın üzerinde kitap ve yüzlerce makale yazdı. 16 Eylül 1980′de, Geneva’da öldü. Piaget, 20. yüzyılın en önemli psikologlarından biriydi.

“Piaget’nin çocukların zihinsel geliÅŸimine iliÅŸkin çalışmalarının temelini, onun ilk yıllarda su salyangozlarıyla yaptığı deneyler oluÅŸturur” (Satterly, 1987:6).

Piaget’nin Zihinsel GeliÅŸim Kuramı

Jean Piaget, Amerikan eÄŸitimini büyük ölçüde etkilemiÅŸtir. Piaget’nin ilk çalışmaları, psikoloji ya da eÄŸitiminden ziyade biyoloji ile ilgilidir. O, eÄŸitimle ilgilenmemiÅŸ, genetik epistemoloji ve insanlarda bilginin geliÅŸimi konularında çalışmıştır. Piaget, dünyaca ünlü zihinsel geliÅŸim kuramını kendi üç çocuÄŸunu gözlemleyerek biçimlendirmiÅŸtir. Piaget’nin çok az sayıdaki nesnenin yoÄŸun biçimde gözlenmesine dayalı araÅŸtırma metodu, o zamanlarda BirleÅŸik Devletler’de baskın olan davranışçı geleneÄŸe uymadığı için baÅŸlangıçta kabul görmedi. Gün geçtikçe artan araÅŸtırma ve çalışmalar, Piaget’nin kuramını destekledi ve kuramın eÄŸitim sistemleri üzerindeki etkileri artmaya baÅŸladı (Eggen ve Kauchak, 2001:34).

Temel Kavramlar

Piaget’nin zihinsel geliÅŸim kuramını açıklamakta kullandığı temel kavramlar aÅŸağıda kısaca açıklanmıştır.

Zeka

Piaget’e göre zeka, çevreye uyum yapabilme yeteneÄŸidir. Zekanın tanımında geçen uyum yapabilme yeteneÄŸi aynı zamanda baÅŸa çıkabilme yeteneÄŸi olarak da adlandırılabilir. Çünkü, birey çevreye uyum saÄŸlarken aynı zamanda onunla baÅŸa çıkmaktadır (Bacanlı, 2000:60). Piaget, zekanın çevreye uyum saÄŸlayabilme yeteneÄŸi olduÄŸunu belirtmiÅŸtir. Bu zeka tanımı, birey ile çevresi arasındaki iliÅŸkileri merkeze almakta ve bireyin uyum gücünü ön plana çıkarmaktadır.

Dengelenme ve Dengenin Sürdürülmesi

Piaget’e göre, insanlarda doÄŸuÅŸtan gelen dünyayı anlama, nesneler arasında düzen oluÅŸturma ve oluÅŸumları tahmin edebilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç dengenin sürdürülmesi olarak tanımlanır. İnsanların dünyaya iliÅŸkin algıları ile deneyimleri arasında biliÅŸsel bir denge durumu vardır. Dengeleme, kiÅŸinin gerçek dünyaya yönelik anlayışlarını test etmeyi içeren bir düzen ya da denge (ayar) arama davranışıdır. Anlayışlarımız, algılarımız gözlediÄŸimiz olayları açıklayabiliyorsa, dünya anlamlıdır ve denge durumundayızdır. Durum bunun tersi olduÄŸunda, denge kaybı oluÅŸur ve daha iyi açıklamalar aramaya çalışırız. Dengenin bozulması, geliÅŸimi tetikleyen bir güçtür (Eggen ve Kauchak, 2001:34).

Piaget’e göre, insanlarda doÄŸuÅŸtan ya da içgüdüsel olarak düzen ihtiyacı vardır. Her birey, hayatının sistemli bir yapı olmasını ister ve karşılaÅŸacağı durumların öngörülebilir olmasını bekler. Bir denge durumu olarak tanımlanabilecek bu eÄŸilime Piaget, dengelenme dürtüsü demektedir (Selçuk, 2000:81). Dengeleme, insanın uyum davranışında temel süreçtir ve birey bu süreçte kendi düşünce biçimiyle çevre arasında bir denge arar. Zihin sürekli olarak, özümleme ve alma arasında bir denge bulmaya çalışır (Qayumi, 2001:63-65).

Örgütleme, Uyum ve Şemaların Oluşturulması

Dengeleme, Piaget’nin zihinsel geliÅŸim kuramının temelidir. Dünyayı anlama ihtiyacı, tüm insanları harekete geçirir ve insanlar deneyim edinirlerken, yeni karşılaşılan durumları önceki bilinenlerle uyumlu hale getirmeye çalışırlar. ÖrneÄŸin, üniversiteye gelen bir öğrenci, lisedeki deneyimlerine dayalı olarak hareket edebilir. Üniversite yaÅŸantısını anlamaya baÅŸladığında, denge kurulur. EÄŸer denge kurulamazsa, öğrenci düşüncesini deÄŸiÅŸtirir. İnsanlar, denge ihtiyacını karşılamak için, yaÅŸantılarını Piaget’nin ÅŸema olarak adlandırdığı uygun kalıplar içinde organize ederler (Eggen ve Kauchak, 2001:34).

Örgütleme, süreçleri sistematik ve tutarlı sistemler haline getirme ve bu amaçla birleştirme, koordinasyon sağlama, fikirler ve eylemleri birleştirme eğilimidir. Başka bir anlatımla, karşılaşılan kavram ve olayların birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirilmesidir (Bacanlı, 2000:60-61). Örgütleme, gerçekliğin anlamlandırılması amacıyla bilgilerin birleştirildiği karmaşık bir sistemdir (Qayumi, 2001:63). Örgütleme, insanların dünyayı anlamakta temel kaynak olarak kullandıkları zihinsel kalıplar, işlemler ve sistemler olan bu şemaların biçimlendirilme sürecidir (Eggen ve Kauchak, 2001:34).

Åžemalar, düşünmenin yapı taÅŸlarıdır. Farklı öğrenme ÅŸemalarının önemi yaÅŸa göre deÄŸiÅŸir. Küçük çocuklar, bir nesneyi kaldırırken ya da tutarken psiko-motor ÅŸemalar kullanırlar; okul çağı çocukları, sınıflandırma ya da orantısal düşünme gibi daha soyut ÅŸemalara sahiptir. Araba sürmeyi öğrenirken, arabanın nasıl çalıştırılacağına, direksiyon hakimiyetine, trafikte çeÅŸitli manevralar yapmaya, trafik iÅŸaret ve kurallarına uymaya, ve aracınızın hızına iliÅŸkin rutin kararlar vermeye yönelik bir araba sürme ÅŸeması geliÅŸtirilir. Piaget, ÅŸema kavramını, bebeklerde nesnelerin sürekliliÄŸi (bir nesne o an orada olmasa bile, varlığının sürmesi) veya küçük çocuklarda hacmin korunumu (bir sıvının bulunduÄŸu kabın ÅŸekli deÄŸiÅŸse bile hacminin deÄŸiÅŸmemesi) gibi kısmen soyut iÅŸlemler için kullanmıştır. Bununla birlikte, öğretmenler ve çeÅŸitli araÅŸtırmacılar, Piaget’nin düşüncelerinin öğrencilerin geliÅŸimsel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için konulara iliÅŸkin ÅŸemalara uygulanmasının yararlı olacağını düşünmüşlerdir. Okullarda pek çok ÅŸema biçimlendirmek mümkündür. Okulda öğrenilen kavram, prensip, kural ve prosedürler, öğrencilerin dünyayı anlamlandırmalarını kolaylaÅŸtıracak ÅŸemalar ÅŸeklinde organize edilebilir (Eggen ve Kauchak, 2001:34-35).

Şemaların Uyumu: Özümleme ve Alma

Piaget, bilgiyi üç temel kavram açısından tanımlamıştır. Birinci kavram, özümlemedir. Özümleme, verilere karşı uyumun sağlandığı dahili bir süreçtir. İkinci kavram, genel şemalardır. Genel şamalar, organizmanın özümleme sürecinde kullandığı içsel kapasitedir. Üçüncü kavram ise, almadır. Alma, genel şemaların özel durumlara uygulandığı ayrı harici bir süreçtir (Silverman, 1980:1). Özümleme ve alma, uyum sürecinin temel alt işlevleridir. Birey, yeni karşılaştığı durumlarda ve yeni öğreneceği bilgilerde özümleme ya da alma yoluyla uyum sağlama davranışını sürdürmeye çalışır.

Edindiğimiz deneyimler sırasında, genellikle mevcut şemalarımız yetersiz kalır ve uyum sağlama davranışına yöneliriz. Uyum, dengenin sürdürülebilmesi için şemaların ve yaşantıların birbiriyle uyumunun sağlanması sürecidir. Uyum sağlamanın iki alt işlevi vardır: alma ve özümleme. Alma, yeni yaşantı karşısında mevcut bir şemanın değiştirildiği ve yeni bir şemanın oluşturulduğu uyum biçimidir. Özümleme ise, ortamdaki yaşantının mevcut bir şema içine yerleştirildiği uyum biçimidir. Bu iki işlev karşılıklı olarak birbirlerini tamamlarlar ve zihin gelişiminde önemli rol oynarlar. Alma ve özümleme işlevleri, dengenin korunması için gereklidirler. Eğer yeni bir bilgi, sadece mevcut bir şema içinde özümlenirse, şemalar değişmez ve gelişim olmaz.

Zihin Gelişimini Etkileyen Faktörler

Piaget, zihin gelişiminin dört faktörden etkilendiğini belirtmiştir: olgunlaşma, yaşantı, sosyal etkileşim ve dengelenme. Zihin gelişimini etkileyen faktörler, kısaca şöyle özetlenebilir (Bacanlı, 2000:62-63; Selçuk, 2000:80-81; Eggen ve Kauchak, 2001:36-37; Başaran, 1993:26; Mussen ve başkaları, 1990:268).

1. OlgunlaÅŸma

OlgunlaÅŸma, daha çok fiziksel geliÅŸimi ifade eder. KiÅŸinin bedensel açıdan geliÅŸmesi demektir. OlgunlaÅŸmanın zihin geliÅŸimi üzerindeki etkisi daha çok yoksunluk durumunda ortaya çıkar. BaÅŸka bir anlatımla, kiÅŸi olgunlaÅŸmamış ise, zihin geliÅŸimi gecikir. KiÅŸi olgunlaÅŸtıkça zihin geliÅŸimi de ilerler. Bazı bireyler diÄŸerlerine göre daha hızlı olgunlaşırlar. Aynı takvim yaşındaki iki çocuk, vücut yapısı, zekası ve duygusal tepkileri itibariyle farklı özellikler gösterebilir. Piaget’e göre, olgunlaÅŸmada görülen bu tür farklılıklar, genetik kalıtımla ilgilidir.

2. Yaşantı

Piaget’e göre, yaÅŸantı ÅŸemaların biçimlendirilmesini etkiler. Zihin geliÅŸimi, kiÅŸinin geçirdiÄŸi yaÅŸantılarla artabilir. Özellikle, yaÅŸantı zenginliÄŸi kiÅŸinin zihin geliÅŸimini de artırır. YaÅŸantı sayesinde birey, çevresindeki nesneleri kullanabilir ve yeni düşünce kalıpları, yeni ÅŸemalar oluÅŸturabilir. Aktif yaÅŸantı, bireylerin dünyayı anlamlandırmak için gerekli bilgileri kazanmasını saÄŸlar. Çocukların zihinsel geliÅŸimlerinin baÅŸarısı, fiziksel dünya yaÅŸantılarına ve sosyal yaÅŸantı zenginliÄŸine baÄŸlıdır. Fiziksel dünya ile doÄŸrudan oluÅŸan yaÅŸantı, çocukların yaparak yaÅŸayarak öğrenmelerine imkan verir.

3. Sosyal EtkileÅŸim

Bireylerin, çevrelerindeki insanlarla birtakım yaşantılar geçirmesi ve onlarla fikir alışverişinde bulunması sosyal etkileşim olarak tanımlanabilir. İçinde bulunulan toplum, kişinin zihin gelişimini etkiler. Kültürler bireylerin zihinlerini nasıl kullanacakları üzerinde gerek davranış kalıpları, gerekse dil aracılığıyla belirlemede bulunmaktadırlar. Ayrıca, kültür bireylere yaşantı zenginliği sağlanmasıyla da zihin gelişimini artırır. Toplumun üyelerine aktardığı bilgiler zihinsel gelişimi artırır. Sosyal etkileşim, bireyin sahip olduğu şemaları başkalarının sahip oldukları şemalarla karşılaştırmasını sağlar. Bu sayede birey, yeni şemalar oluşturup zihinsel gelişimini devam ettirebilir.

4. Dengelenme

Piaget’e göre, insanlarda doÄŸuÅŸtan ya da içgüdüsel olarak düzen ihtiyacı vardır. Her birey, hayatının sistemli bir yapı içinde olmasını ister ve karşılaÅŸacağı durumların öngörülebilir olmasını bekler. Zihnin dengelenme eÄŸilimi de zihin geliÅŸimini etkiler. İnsan düşüncesinde kararlılık ve tutarlılık eÄŸilimi vardır. DoÄŸal haliyle zihin kararlı ve tutarlıdır, yani dengelidir. Dengesizlik öğrenmeyi doÄŸurur. Öğrenilen yeni bilgiler, önce dengesizlik doÄŸurur, sonra dengeye kavuÅŸurlar. KiÅŸinin zihin geliÅŸimi kolay dengelenebildiÄŸinde daha hızlı olur.

Zihin Gelişimi Dönemleri

Piaget, J. J. Rousseau Kurumu’nda görev yapmıştır. Bu görevi sırasında natüralizmin temsilcisi olan Rousseau’nun görüşlerinden etkilendiÄŸi söylenebilir. Gutek’e (1997:73-88) göre, natüralist felsefede, doÄŸadaki süreçlerin, oluÅŸumların yavaÅŸ, derece-derece ve evrimsel olması nedeniyle, bireyin eÄŸitiminin de yavaÅŸ ve aÅŸamalı olması gerektiÄŸi vurgulanır. Ayrıca, bireyin geliÅŸiminde çocukluk dönemi en önemli dönemdir ve bu dönemin olabildiÄŸince uzun sürmesi gerekir. Öğrenme, yavaÅŸ ve derece-derece olmalıdır, öğrenmenin birikimli olması gerektiÄŸi savunulur.

Piaget’nin zihinsel geliÅŸim dönemleri, farklı yaÅŸlardaki çocukların bilgiyi kullanma ve dünya hakkında düşünme biçimlerini tanımlar. Bir aÅŸamadan diÄŸerine geçiÅŸ, çocuÄŸun düşünme biçiminde niteliksel bir deÄŸiÅŸimin varlığını gösterir. Bu deÄŸiÅŸim, düşüncenin miktarından ziyade niteliÄŸiyle ilgili bir deÄŸiÅŸimdir. Bir evin yapılması için tuÄŸlaların üst üste yığılmasından ziyade, bir tırtılın kelebeÄŸe dönüşümüne benzetilebilir. Anaokulu çocuklarının algıları sınırlıdır, çevrelerinde görebildiklerini algılayabilirler. Mantıksal ya da sistematik düşünemezler. Ancak, dördüncü sınıf öğrencisi, somut nesnelere dayalı olarak mantıksal düşünme yeteneÄŸine sahiptir. Daha ileri yaÅŸlardaki bir öğrenci ise, soyut düşünceler hakkında mantıksal, sistematik ve hipotetik düşünebilir. Farklı yaÅŸlardaki öğrencilerin farklı düşünme biçimlerine ve farklı zihinsel kapasitelere sahip olmaları, öğretim sürecinde öğretmenlerin göz önünde bulundurmaları gereken önemli bir unsurdur. Zihinsel geliÅŸim dönemlerine iliÅŸkin özellikler deÄŸerlendirilmeden önce dikkate alınması gereken bazı noktalar vardır (Eggen ve Kauchak, 2001:38; Bacanlı, 2000:64):

1.    Gelişim yavaş ve aşamalıdır. Çocuklar yavaş ve aşamalı olarak gelişirler.

2.    Bir aşamada edinilen yaşantılar, sonraki aşamanın temelini oluştururlar. Evreler bir hiyerarşi takip ederler. Sonraki evre, önceki evrelerin kazanımlarını da içerir.

3.    Gelişim dönemleri için tahmini yaş sınırları belirlenmiş olmasına rağmen, olgunlaşma, yaşantı ve kültürel faktörlere bağlı olarak bu yaş sınırları çocuktan çocuğa değişebilir.

4.    GeliÅŸim oranlarında farklılıklar vardır. Her birey, kendine göre geliÅŸim gösterir. Bu yüzden aynı geliÅŸim evresinde olsalar bile bireyler arasında geliÅŸim oranları açısından farklılıklar görülür. Hughes’a (2001) göre, bireylerin geliÅŸim dönemlerinde gösterdikleri geliÅŸim, olgunlaÅŸmalarına ve sahip oldukları yaÅŸantılara baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸmektedir.

5.    Evreler değişmez bir şekilde belli bir sıra ile ortaya çıkarlar. Gelişim dönemlerine ilişkin yaş sınırları değişiklik gösterse bile, her insan bir sonraki aşamaya geçmeden önce mutlaka önceki aşamadan geçer. Hiç kimse, gelişim dönemlerinden birini atlayamaz. Bunun anlamı şudur: Eğer bir genç ya da yetişkin, bu gelişim dönemlerinden birinde yeterince yaşantı geçirmemişse, bilgiyi işleme ve düşünme biçimi çocuklarınki gibi olacaktır.

GeliÅŸim kuramları ve Piaget’nin geliÅŸim kuramı, her evre için tipik geliÅŸim özelliklerini belirtmektedir. Belirtilen özellikler, genel olarak o dönemde karşılaşılan veya kazanılan özelliklerdir.

Devamı word Dosyasında


Leave a Reply