Matematik öğretmenlerinin yetiştirilmesindeki problemler

Matematik öğretmenlerinin yetiştirilmesindeki problemler

Matematik öğretmeni adayı doldurulmaya hazır boş bir kap gibi eğitim fakültesine gelmiyor. Yukarıda açıklanan görüşlerden birini taşıyarak geliyor ve her birinin matematik hakkında ve onun öğretimi hakkında okul yıllarının şekillendirdiği kendilerine özgü görüşleri, inançları vardır. Okul yıllarında nasıl matematik öğrenmişlerse bu onlar için matematik öğretiminde bir ölçü oluyor. Türkiye’de matematik öğretimi, daha çok işlemsel görüşe dayandığı için eğitim fakültesine gelmeden önce öğrenciler, matematiği, öğrenilmesi çok gerekli olmayan en iyi ezberleme ve yineleme yoluyla öğrenilen bir konu olarak görüyor ve onu kuralların ve yöntemlerin bir yığını ya da listesi olarak öğrenmiş oluyor (ya da ezberlemiş oluyor). Bu alışkanlığın fakülte sıralarında değiştirilmesi ve öğretmen adaylarının kavramsal matematik görüşünü benimsemesi ve öğretmen olduklarında işlemsel matematik değil de kavramsal matematik öğretmeleri oldukça zor görülüyor.

Bugün fakültelerde derslerin işlenişinde öğretmen merkezli yaklaşımın yaygın oluşu düşünüldüğünde yeni öğretmen adaylarının alternatif öğretme ve öğrenme metot ve yaklaşımlarıyla tanışmasının olanaksızlığı açıkça anlaşılır. Eğer matematik öğretmeni adaylarının düşünceleri işlemsel matematik görüşünden kavramsal matematik görüşüne doğru değiştirilmek isteniyorsa, var olan geleneksel matematik sınıfında matematik öğretimi adına yapılan her şeyi değiştirilmek zorundadır. Bugünkü matematik eğitiminin ortaöğretimdeki sonucu tatmin edici değildir, çünkü okullar matematiğe karşı olumlu tutumlar geliştiremiyor, öğrencilere problem çözme ve bilimsel düşünme becerileri verilemiyor.

Amerika’da öğretmen eğitimi üzerine hazırlanan bir raporda, ‘öğretmenlerin
kaliteleri yükseltilmeden Amerikan öğrencilerinin performansları yükseltilemez
ve öğretmen eğitimi alanında dramatik ilerlemeler olmadan öğretimde çok
büyük ilerlemeler sağlanamaz’ denilmektedir.

Bu Amerika için ne kadar geçerli ise bizim için de en az o kadar geçerlidir. Öğretmen eğitimi ile ilgili kaynaklarda, bir çok eğitimi geliştirme projeleri ve yeniliklerinin başarısızlığının nedeni, bu çabalar sırasında öğretmenin önemli rolünün gözardı edilmesine bağlanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, bugün eğitimi geliştirme çalışmalarında öğretmenin kritik rolü daha iyi anlaşılmakta ve kabul edilmektedir. Okul matematiğinde gerçekleşmesi istenilen anlamlı değişiklikler, ancak öğretmenlerin matematiğe karşı tutumlarında, matematik ve onun öğretimi hakkındaki düşüncelerinde fark edilir bir değişme olduğu zaman başarılabilecektir. Fakat, Türk öğretmen eğitimi aynı zamanda çok gelenekseldir ve yenilikçi yaklaşımlara fazla açık değildir. Gerçi yüksek makamlardaki otoriteler kavramsal anlamayı sağlayan öğretmeyi öğrenmenin ilk safhasının hizmet öncesi öğretmen eğitimi olduğunu zaman zaman söylerler, fakat, bu sadece sözde kalır, pratiğe yönelik hiç bir eylem yapılmaz.

Öğretmen adayları okul yıllarında öğretmenlerinin yöntemlerini, taktiklerini ve stratejilerini izlerken kendi öğretim yaklaşımları ve inançları şekillenir, öğretmenin rolü hakkındaki düşünceleri ve matematik öğrenmede ve öğretmede nelerin işlediğini ve geçerli olduğuna ilişkin inançları bu sırada gelişir. Öğretmen merkezli bu ortamda işlemsel matematik öğrenen bu öğretmen adayları kural ezberleyen üniversite öğretmenleri-kural ezberleyen öğretmen-kural ezberleyen öğretmen adayı-kural ezberleyen öğrenci üreten bir kısır döngünün devam etmesine katkıda bulunur. Bu kısır döngü görevdeki öğretmenler yardımıyla kolay bir şekilde yıkılmaz, çünkü onların hizmet içi eğitim yoluyla alternatif öğretim metodlarıyla tanıştırılması oldukça zordur. Ve böyle yeni yaklaşımlara da çoğu şüpheyle bakar. Ancak gerekli deneyim ve yaşantılar fakülte sıralarında öğretmen adaylarına verilebilirse yukarıda sözü edilen kısır döngü değiştirilebilir.

Öğretmen adayının sadece çeşitli öğretim metodlarının teorik ve pratik karakteristiklerini anlaması yetmez, aynı zamanda bunları bir model içinde tanıması ve yaşaması gerekir. Öğretmen adayından kavramsal anlamayı sağlayacak şekilde öğretmesi isteniyorsa onun bu işi yapmadan önce kendisinin matematiği kavramsal olarak öğrenmesi fakülte sıralarında sağlanmalıdır. Bu nokta henüz eğitim fakültelerindeki otoriteler tarafından tam anlamıyla değerlendirilmiştir. Onların çoğu mevcut öğretmenlik programlarının yeterli bir şekilde öğretmen adaylarını yetiştiremediğini kabul ederler, fakat arkasından da bunu düzeltmenin kendi ellerinde olmadığını eklerler. Gerçekten eğitimde statikonun devam etmesini isteyen kurumsal güçler vardır ve bu güçleri aşmak da oldukça zordur.

Öğretmenlik programlarına baktığımızda alan eğitimi dersleri bile öğretmen eğitimcilerinin denetimi altında değildir. Ve bu dersler özel öğretim metodları alanında uzmanlaşmamış matematikçiler tarafından verilebilmektedir. Bundan dolayı bu metot dersleri öğretmen merkezlidir ve öğretmen adaylarına dinleme ve not almanın dışında hiç bir fırsat tanınmaz. Böylece öğretmen adayları geçerli güvenilir öğretim metodlarından habersiz bir biçimde mezun olur giderler.

Öğretmen adayları model olarak yalnızca tek tür öğretmen ve tek tür sınıf görmüş olurlar, bu tecrübeleri onları öğretmen merkezli öğretime ve sınıf organizasyonlarına yöneltir ve onlar doğrudan öğretim gerçekleştiği zaman en iyi öğretebileceklerine inanmaya başlarlar. Onlar için öğrenci merkezli öğretim yaklaşımları bir bilinmez olarak kalır ve bildikleri, alışkın oldukları metodlar dışındaki metodlar onların gözünde riskli ve savunulacak yanı olmayan şeylerdir.

Gerçekte eğitim fakülteleri bu müfredatları ile matematik öğretmeni değil matematikçi yetiştirmeye çalışıyor. Bu programlarda alan bilgisini sağlayan matematik dersleri fen-edebiyat fakültelerinin matematik derslerinden farksızdır. Bu dersler kuvvetli bir matematik bilgisi sağlar (belki bu bir matematikçi olmak için geçerlidir), fakat bu ortaöğretim matematiğini öğretmek için yeterli değildir. Öklid geometrisinin temel kavramları, trigonometri, geometrik seriler ve modern matematikteki bazı kavramlar gibi, öğretmen adayının orta öğretimde okutacağı konuları çalışmasına mevcut öğretmenlik programı olanak vermiyor. Oysa, öğretmen adayının ortaokul ve lise matematiği öğretiminde önemli olan belirli matematiksel konuları sağlam bir biçimde anlayabilmesi için özel bir eğitime gereksinimi vardır. Bu bağlamda öğretmenlik programındaki derslerin bu gereksinmeyi karşılayacak biçimde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Etiketler: ,


Leave a Reply